Üzülen ben, sırıtan siz oldunuz.

“Huyumdur bu benim , bırakır giderim. Haber vermeden silinirsiniz bir an telefon rehberinden.Ay düştü gözlerime görmediniz mi?Denemiştim grilerini görmeyi.Simsiyahlığa çelme taktım sanmıştım.Narkoz yemiş acılarımla.Kim olduğumu hiç sormadınız?Ben de sormadan siliyorum isminiziAdres defterimden.Kemanla piyano sevişir bazen sabahları.Ya gece çok esirilikli geçmiştir ya da piyano notasını aşka çalmamıştır gece Parçalanmışlığın ertesinde,Kırıntılarını toplarsınız.Benden size arta kalan kuru parçalarıda yutarsınız.Başımı yastığıma koyup hıçkırdığımda…Çoktan gitmiş olacaksınız.. Jiletlerden çeşitlemeler mi yapmamı isterdiniz ?Yineden boğulmamı mı dilerdiniz geceden?Herkes meşgule almış kendini çoktan..Gökbulut olmuş çoktan gece.Ne söylediğimi bile anlamadınız öyle değil mi?Acıklı şarkılar dinlerim ben.Ağlatan şiirler okurum bazen de.Çocuğum ya dünden geceden erteden.Hiç düşündünüz mü neden silindiz benden? Kısacık saçlarım var benim.. Belden aşağı… Rapunzele özendim bak kestirdim uzakları Bir saniye… Not aldım şimdi sizi.Siz de silmeye kalkışmışsınız…Gidemeden kimseden…Nasıl isyankar bir haldeyim bilemezsiniz. Susmak beceremediğim en kolay son iş.İşe koyulalım haydi susayım ben..Susup da susayıp gidenler de oldu Kal dediğimde ne hikmetse,kalan ben sırıtan siz oldunuz…”